Son Dakika..
Yükleniyor...

Recent Post

27 Haziran 2014 Cuma
no image

Ramazan'a bir gün kala sahiller doldu taştı

Ramazan ayına bir gün kala, Antalya'da sahiller tatilcilerle doldu taştı. Yüksek sıcaklığa aldırmayan tatilciler, güneş ve denizin keyfini çıkardı.

Yaz mevsiminin kendini iyice hissettirmeye başladığı Antalya'da sıcak hava etkisini göstermeye devam ediyor. Bunaltıcı sıcak hava nedeniyle su parkları ve sahiller tıklım tıklım doldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından bütün hizmetlerin ücretsiz olarak verildiği dünyaca ünlü Konyaaltı sahili de tatilcilerin akınına uğradı.

Yaklaşık 40 dereceye yaklaşan sıcak havaya aldırmayan tatilciler, güneş ve denizin tadını çıkardı. Ramazan ayına bir gün kala sahildeki yoğunluk gözlerden kaçmadı.

Bugün kentte hava sıcaklığı gölgede en düşük 28, en yüksek 34 derece olarak ölçülürken, nemle birlikte sıcaklık vatandaşları bunalttı.
Antalya Meteoroloji Bölge Müdürlüğü, Ramazan ayının ilk gününde kentte hava sıcaklığının 39 derece olacağını bildirdi.

İSA AKAR - RECEP ORHAN


Kaynak IHA : Ramazan'a bir gün kala sahiller doldu taştı
Alıntı: Ramazan'a bir gün kala sahiller doldu taştı

Bursa Güvenlik Sistemleri
no image

Şaka değil: 50 derece

Şanlıurfa'da aşırı sıcaklar hayatı olumsuz etkiledi. Termometrelerin 50 dereceyi gösterdiği Şanlıurfa'da vatandaşlar, gölgelik ve serin alanlara akın etti.

Mevsim normallerinin üzerindeki hava sıcaklıkları Şanlıurfalıları bunalttı. Termometrelerin 50 dereceyi gösterdiği Şanlıurfa'da vatandaşlar, park, bahçeler gibi gölgelik ve serin alanlara akın etti. Serin ve gölgelik alan bulan vatandaşlar, sıcakta ve açık havada uyumanın keyfini sürerken, çocuklar ise buldukları havuz ve kanallara girerek serinlemeye çalıştı.


Kaynak IHA : Şaka değil: 50 derece
Alıntı: Şaka değil: 50 derece

Bursa Güvenlik Sistemleri
no image

28 yıl sonra ortaya çıkan Çernobil gerçeği

Yaş çay alım sezonunu değerlendiren Çaykur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, 1986 yılında yaşanan Çernobil kazasında iddia edilenin aksine radyoaktivite taşıyan bulutların Karadeniz Bölgesi'ne hiç uğramadığını söyledi.

Sütlüoğlu, yaş çay alımları, ödemeler ve personel durumu ile ilgili yaptığı açıklamada "1. sürgünde 209 bin 920 ton çay aldık. 2. sürgün dönemi 16 Haziran başladı. Toplamda ise 230 bin ton çay aldık. Beyaz çayda toplamda 536 kilogram tomurcuk aldık. Nisan ayında aldığımız çayın karşılığı olarak 12 milyon TL ödeme yaptık.

Mayıs ayında alınan çayın bedeli olarak ise 257 milyon TL'nin ödemesi gerçekleşti. Beyaz çay üretimi için Mayıs döneminde aldığımız 260 kilo gram çayın karşılığı olarak 74 bin TL ödeme yaptık. Mayıs ayı işçilik bedelleri olarak 19 Milyon TL ödedik. Budama tazminatlarını ödeme çalışmalarımız sürüyor. Erken ödenmesi için gayret sarf ediyoruz. Bilindiği gibi budama tazminatları hazine tarafından ödeniyor. Önümüzdeki hafta bu paranın hesaplarımıza aktarılacağı söylendi. Önümüzdeki hafta budama bedellerinin ödenmesini bekliyoruz. Personel durumumuz ise bin 380 memur, 2 bin 461'u kadrolu 9 bin işçimiz bulunmaktadır. 2013 yılında emekli olan personelimize 11 Milyon TL kıdem tazminatı ödedik" dedi.

Sütlüoğlu, Didi satışlarının hızla artarak devam ettiğini ifade ederek, "Didi satışlarımız geçtiğimiz yıl 80 milyon adetti. Şuan itibariyle 50 milyon adettir. Didi satışlarımız gayet güzel bir şekilde devam ediyor. Geçen yıla oranla yüzle yüzlük bir artış hedefliyoruz" diye konuştu.

RADYASYON BULUTLARI DOĞU KARADENİZ'E HİÇ UĞRAMAMIŞ
Sütlüoğlu, 1986 yılında yaşanan Çernobil faciası sonrası Türk çayı ile ilgili ortaya atılan asılsız iddiaların Türk çay sektörüne büyük zararlar verdiğini ifade ederek "Bir yanlış anlama var. Türk çayının radyasyonlu olduğu söylendi. Güneydoğu bizim çayımızı korkarak içmedi. O boşlukta yabancı menşeli çaylar o bölgeye girdi.

Kiev'de bir Çernobil müzesi var. Çernobil olayı Ukrayna'yı derinden etkiledi. Buna çok önem veriyorlar. Müzelerinde yaşanan kazayı canlandırarak gelecek nesillerine aktarıyorlar. Bu müzeyi ziyaret ettik. Burada radyasyon bulutların ne tarafa gittiğini gösteren video var. Bu radyasyon bulutları kesinlikle bu tarafa hiç gelmediği görülüyor. Sadece ilk bulutlar İskandinav bölgesini etkiledi. İkinci patlamada ülkemizde Ege ve Marmara bölgesinde etkili oldu. Bulutlar bölgemize hiç gelmedi. Maalesef bu kabul ettik başkaları da kabul etti. İhracatımız olumsuz etkilendi. Bunu en iyi bilen Ukrayna'dır. Bunu Ukraynalı yetkililer belirtiyor. Bu bölgeye radyasyon bulutları hiç gelmemiştir. Çayımızda radyasyon olmamıştır. Bunu o dönemin yetkililerinin neden kabul ettiğini anlamak mümkün değil" dedi.

GÖKTÜRK FIRAT


Kaynak IHA : 28 yıl sonra ortaya çıkan Çernobil gerçeği
Alıntı: 28 yıl sonra ortaya çıkan Çernobil gerçeği

Bursa Güvenlik Sistemleri
no image

CEDAW üyeliğine Türk aday seçildi

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW) üyeliğine yeniden ODTÜ Öğretim üyesi Feride Acar seçildi.

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Türkiye'nin 1985 yılında taraf olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin denetim organı olan Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi'nin (CEDAW) 2014 sonunda boşalacak 12 üyeliği için seçimlerin dün New York'ta yapıldığı kaydedildi.

Açıklamada, komitede görevini sürdüren ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Feride Acar'ın, 18 adayın katıldığı seçimlerde 150 oy alarak 2015-2018 dönemi için anılan komite üyeliğine yeniden seçildiği bildirildi.

İki dönem üst üste (1997-2005) CEDAW üyeliğini yürüten Acar, 2003-2005 yılları arasında da CEDAW Başkanlığı yapmıştı. 2011-2014 dönemindeki mevcut görevinin ardından 2015-2018 dönemi için de yeniden seçilen Acar, böylelikle komitede dördüncü kez görev yapacak.
Açıklamada BM sistemi içinde büyük önem taşıyan CEDAW bünyesinde Türkiye'den seçkin bir bilim kadınının görevini bir dönem daha sürdürecek olmasının, son yıllarda kadın haklarında, yasal alanda ve uygulamada iyileştirmelere hız veren Türkiye'nin çabalarına değerli katkılarda bulunacağını da vurgulandı.

ARZU TÜRKUÇAR


Kaynak IHA : CEDAW üyeliğine Türk aday seçildi
Alıntı: CEDAW üyeliğine Türk aday seçildi

Bursa Güvenlik Sistemleri
no image

Baro Başkanından Münevver cinayeti yorumu

Baro Başkanı Fevzi Konaç, Kayseri Barosu ve Sümer Anadolu Lisesi tarafından düzenlenen ''Çocuk Suçlular, Çocuk Suçları ve Suçu Önleme'' konulu seminerde yaptığı konuşmada, çocuk suçlarıyla ilgili çarpıcı örnekler verdi.

Kayseri Baro Başkanı Fevzi Konaç, öldürülen Münevver Karabulut cinayetinin, magazinsel anlamda basında çokça yer almasına rağmen cinayete giden sebepler üzerinde çok fazla durulmadığını ifade ederek, ''Münevver Karabulut cinayeti magazin haberciliği boyutunun ötesine götürülemedi. Acı tablolar hakkıyla incelenemedi. Öldürülen bir kız çocuğu konuşuldu ama cinayete giden sebeplerin üzerinde ne yazık ki çok fazla durulmadı'' dedi.

Konaç, ''Münevver Karabulut cinayeti magazin haberciliği boyutunun ötesine götürülemedi. Acı tablolar hakkıyla incelenemedi. Çocukların geçmişle ilgili olarak cinayetten sonra sosyal sitelerdeki paylaşımları, birbirlerine olarak yakınlıkları gözden geçirilmedi. Toplumsal olarak kız-erkek ilişkileri bir masaya yatırılamadı. Öldürülen bir kız çocuğu konuşuldu ama cinayete giden sebeplerin üzerinde ne yazık ki çok fazla durulmadı'' diye konuştu.

Konuşmasında, ''Çocukların fotoğraflarına, sosyal paylaşım sitelerindeki paylaşımlarına ve son zamanlardaki cinayeti işleyen çocuğun mesajlarına baktığınızda, suça yavaş yavaş ilgi gözlemleniyor ama hiç kimse bunun farkına varmıyor'' diyen Konaç, şöyle devam etti:
''Baba, 'Delikanlıdır, yapar. Kız arkadaşı da olacak' dedi. Hele kız çocuğunun anne ve babası, 'Böyle Garipoğlu ailesi gibi bir ailenin çocuğu ile kızım arkadaşlık ediyor' diye belki de, günahlarını almak istemem, gıybet etmek istemem ama belki gururlandı. 'Kızımız Türkiye'nin en zengin ailelerinden birinin çocuğuyla arkadaşlık ediyor' dedi ama bunun sınırlarını denetleme ve çocuğunu bu arada inceleme görevini hakkıyla yapamadı. Daha sonra gördük ki çocuğun suça adım adım gittiği gözetleniyor ve kız-erkek ilişkilerinde. Anne ve babalara düşen bir de eğitim var. Öğretmenleri bu çocukların okuldaki birlikteliklerinden, beraberliklerinden, çünkü okul koridorlarında çektikleri resimlerini gördüm, ancak nişanlılar, eşler bu kadar yakın birbirleri ile muhatap olabilir.

Okulda öğretmenleri buna müdahale etme ihtiyacı hissetmediler. 'Sen ne yapıyorsun? Yobaz mısın? Gerici misin?' algılaması oluşturmayayım diye Batılı anlamda belki de 'Ne kadar güzel manzaralar' diye haz duydular ama giden, çöpte parçaları bulunan bir kız çocuğu oldu. Yüzüne bakmaya kıyamazsınız, o kadar da güzel bir kız çocuğu. Dolayısıyla koridorlarda gezen çocuklarınızı gözlemlediğinizde lütfen bu salonda bugün benim söylediğim Münevver'in başına gelen olayla ilgili 'Acaba benim çocuklarımdan, benim yavrularımdan bir tanesi de böyle bir sorunla karşı karşıya kalır mı?' algısı ve noktasında yüreğinizden ürperti geçmesini çok isterim. Anneleri, babaları, öğretmenleri o resimlerden hareketle kendilerini de bir öz eleştiriye tutmaya davet ediyorum.''

ZAFER BARIŞ


Kaynak IHA : Baro Başkanından Münevver cinayeti yorumu
Alıntı: Baro Başkanından Münevver cinayeti yorumu

Bursa Güvenlik Sistemleri
no image

Sağ Salim filminin karavanına yoğun ilgi

Türkiye'de gösterime girdiği günden beri büyük bir beğeni toplayan ve devamı çekilen Sağ Salim filminin karavanına Suşehri'ndeki gurbetçi vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor.

Türkiye'de gösterime girdiği ilk günden beri büyük bir beğeni ile izlenen ve devamında ikincisi çekilen Sağ Salim filminin karavanına Suşehri'ndeki gurbetçi vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor.

Cenazeden korkan ve kamyoneti ile bir cenazeyi taşıması gereken Sivaslı bir vatandaşın başından geçen tirajı komik macera dolu Sağ Salim filmin ikincisindeki çekimlerde kullanılan karavan tipi kamyonete D-100 karayolu üzerinde seyahat eden gurbetçi vatandaşlar büyük ilgi gösterip film arabası ile hatıra resim çektiriyor.

Filmin yönetmeni Ersoy Güler yaptığı açıklamada, " Sağ Salim' isimli vizyondaki filmimiz sinemalardaki gösterimlerinde ve televizyon kanallarındaki başarısı ile ikincisi çekildi. Geçen yıl ve bu yıl Türk sinemasının en komik filmi diye söylüyorlar. Şimdi komik denirken insanlarda şu var, Türk sinemasında komedi filmlerin de kaba komedi dediğimiz karakter, kıro tipleme, kaba saba biraz dalga geçer bir tavırla komediler yapılmaya çalışılıyor. Anadolu'dan çok güzel ekmek yiyoruz. Başı sıkışan hemen Anadolu'ya sığınıyor. Sinema ciddi bir iş olduğu için, yapılan eserler nesiller boyu kaldığı için maalesef biraz daha özen, biraz daha ciddiyet, biraz daha gerçekçilik duygusuna ciddiyet istiyor. Bu benim kişisel görüşüm. Bu benim ilk sinema filmim, ben yıllardır dizi çekimleri yapıyorum. Anadolu'da sinema filmlerinde işlenecek binlerce mevzu var. Sağ Salim sinema filminde beklediğimiz başarı ikinci vizyonu da beraberinde getirdi."dedi.

Aslen Suşehri'ne bağlı Beydeğirmeni köyünde doğduğunu belirten Güler, "Babam ve annem köyde yaşıyorlar bende kendilerini ziyarette giderken Sağ Salim filminin ikincisinde kullandığımız karavan tipi kamyoneti köyüme götürdüm. Yol kenarına park ettiğimiz film arabamıza yoldan geçen sürücüler ve gurbetçi vatandaşlarımız büyük ilgi gösterip hatıra resim çektiriyorlar. Sağ Salim filminin Türk halkı tarafından büyük bir beğeni görmesi bizleri ekip olarak çok mutlu etti" diye konuştu.

SİNAN YAYLAK


Kaynak IHA : Sağ Salim filminin karavanına yoğun ilgi
Alıntı: Sağ Salim filminin karavanına yoğun ilgi

Bursa Güvenlik Sistemleri
no image

Sağlıkçılara ‘öfke’ kontrolü

Dr. Rıza Murat Himoğlu, Muğla'daki kamu hastanelerinde önümüzdeki 7 yıllık süreçte yatak sayısının Bin 280'den Bin 600'e çıkacağını açıkladı.

Muğla Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Rıza Murat Himoğlu, Muğla'daki kamu hastanelerinde önümüzdeki 7 yıllık süreçte yatak sayısının Bin 280'den Bin 600'e çıkacağını açıkladı. Himoğlu, Bodrum Devlet Hastanesindeki özellikle deniz dibi dalışlarda vurgun yiyenler için açılan 1 yataklı oksijen tedavi merkezini 10 yatağa çıkarılacağını belirtti.

YATAK KAPASİTESİ BİN 600'E ÇIKACAK

Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Himoğlu, inşaatı devam eden hastaneler ile birlikte Bin 281 olan yatak sayısını hastane inşaatlarının tamamlanmasının ardından Bin 600'e çıkacağını söyleyerek, "Milas ve Bodrum Devlet Hastanesi 150 yatağa, Marmaris Devlet Hastanesi 125 yatağa ve Yatağan devlet Hastanesi 100 yatağa çıkarılacak. Bunun yanında inşaatı başlayan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi de 500 yataklı olarak hizmete girecek. Milas Devlet Hastanesi'nin 150 olan yatak sayısının 200'e çıkarılması için bakanlığa başvurduk" dedi.

3. BASAMAK YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ

Himoğlu, Muğlalı hastaların diğer illerde tedavi görme zorunluluğunu ortadan kaldırmak için çalıştıklarını belirterek, "İlk olarak anjiyo sistemi kurularak, hastaların İzmir, Aydın veya Denizli'ye gitmeden burada anjiyolarının yapılabilmesi ve kalp ameliyatlarının yapılabilmesi için bir ameliyathane ve o hastaların yoğun bakımda tutulabilmesi için bir merkez oluşturulmasını amaçlıyoruz. Muğla'nın en büyük sorunu olan 3. basamak yoğun bakım ünitesi idi. Bununla ilgili hematoloji uzmanımız geldi.

Bu uzmanımız sayesinde 3. basamak yoğun bakım ruhsatını alabilir duruma geldik. Yoğun bakımlarımızın yatak sayısına göre ihtiyacı olan solunum cihazları alındı. İlerleyen zaman içerisinde bu yerlere gelen hastalarımızı farklı bir yere sevk etmek zorunda kalmayacağız. Menteşe ilçesi ile Ortaca'ya kısa süre içerisinde taş kırma cihazları gelecek. İlerleyen süreçte ise Fethiye'ye almayı planlıyoruz" dedi.

FİLM TAŞIMAYA SON

Muğla'daki sağlık kurumları arasında dijital ortamda veri paylaşımı için altyapının hazırlandığını açıklayan Muğla Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Himoğlu, "Tüm ilin dijital ortamda veri paylaşımını sağlamasını hedefliyoruz. Böylece Fethiye'de film çektirip de kontrol olması gereken hasta, Eğitim Araştırma Hastanesine geldiğinde yanında filim taşımadan Fethiye'deki filmini görebilecek. Ayrıca sadece filmini değil, tahlil sonuçlarını, endoskopi sonuçlarını da bu sistem sayesinde elinde evrakları taşımadan sevk edildiği hastanede görebilecek. Ortaca'da kalp krizi geçirmiş bir hasta geldiğinde burada çekilen EKG'si Bodrum'da veya Fethiye'de doktorları tarafından incelenip gerekirse sevki yapılıp, orda devamının yapılması sağlanacak" dedi.

ÖFKE KONTROLÜ EĞİTİMİ VERİLECEK

Sağlık personelinin eğitim çalışmalarına da ağırlık verileceğini açıklayan Himoğlu, "Sağlık personelimizin eğitimine çok büyük önem veriyoruz. Polikliniklerde çalışan bazı personelimizi hastane içinde gelen hastalara yardımcı olmaları için dağıtım yapılacak. Hastaneye gelen hasta yaşlı veya genç, muayene olacağı polikliniği aramayacak. Bu uygulama öncesi sağlık personelimize öfke kontrol eğitimi vermek istiyoruz" dedi.

BEKİR TOSUN


Kaynak IHA : Sağlıkçılara 'öfke' kontrolü
Alıntı: Sağlıkçılara 'öfke' kontrolü

Bursa Güvenlik Sistemleri
Quick Message
Press Esc to close
Copyright © 2013 Bursa Güncel Haber Merkezi All Right Reserved