Son Dakika..
Yükleniyor...

Recent Post

3 Haziran 2012 Pazar
Blogger'da Favicon Nasıl Değiştirilir

Blogger'da Favicon Nasıl Değiştirilir

Blogger'ın en büyük avantajlarından birisi, bize bir çok şeyi hazır olarak sunması. Favicon da bunlardan birisi. Favicon dediğimiz şey, tarayıcınızında açtığınız sitenizin başlığının yanındaki resime deniyor.

Blogger'da bu resim herkeste standart olarak turuncu üzerine beyaz B harfi. Bunu değiştirmenin iki yolu var.

1. Yöntem:
Blogger'ın ayarlar penceresinden Yerleşim'i açıyoruz. En üstte Sık Kullanılan Simge yazısının yanındaki Düzenle'ye tıklıyoruz. Açılan pencerede, Dosya Seçdiyerek, bilgisayarınızda bulunan bir faviconu yükleyebilirsiniz. Yükleyeceğiniz favicon 100 Kb'den küçük olmalı.


2. Yöntem:
Ayarların olduğu sayfada Şablon'a tıklıyoruz ve HTML'yi Düzenle butonuna basıyoruz. Ardından aşağıdaki kodu bulun.
 <title><data:blog.pageTitle/></title>  
Bu kodu bulamazsanız aşağıdaki kodu bulun.
 <title><data:blog.title/></title>  
Aşağıdaki kodu, yukarıda bulduğumuz kodun altına ekliyoruz.
 <link rel="icon" href="Favicon'un bulunduğu adres buraya yazılacak"/>  
Kaydet'e tıklayarak işlemi tamamlıyoruz.
1 Haziran 2012 Cuma
Önemli Dosyalarınız Kaybolduğunda İlk Yapmanız Gerekenler

Önemli Dosyalarınız Kaybolduğunda İlk Yapmanız Gerekenler


Veri kayıplarını bir çoğumuz yaşıyoruz. Bu durum genelde bilgisayara format attığımızda başımıza geliyor. Eğer sizin de bazı dosyalarınız, bir nedenden ötürü kaybolduysa ilk yapmanız gerekenleri anlatayım.

Örneğin kaybolan dosyanız C diskinizde. O zaman kullanacağınız kurtarma programlarını, kaybolan diskinizin olduğu C diskiniz üzerine kurmayın. Şunu kesinlikle ama kesinlikle unutmayın. Önemli olan hard diskinizin üzerinde (özellikle diskinizin olduğu bölümde) hiç bir oynama yapmamak.

Masaüstü bilgisayar kullanıyorsanız hard diskinizi bilgisayardan söküp, başka bir bilgisayara ikinci hard disk olarak takın. Bu sayede, o disk üzerinde herhangi bir işlem yapmamış olursunuz ve kaybolan dosyanızı kurtarma ihtimaliniz artar. Dediğim gibi ilk işiniz bunu yapmak olsun.

Hard diskimizi başka bir bilgisayara taktıktan sonra, taktığınız bilgisayarın hard diskine kurtarma yazılımımızı kuruyoruz ve sisteme taktığımız ikinci hard diski taratıp dosyalarımızı kurtarmaya çalışıyoruz.

Eğer, laptop kullanıyorsanız ve hard diski sökme imkanınız yoksa, C'de kaybolan bir dosyayı kurtarmak için kuracağımız yazılımı D bölümüne kuruyoruz. Aynı şekilde eğer kaybolan dosyamız D'de ise o zaman da programımızı C'ye kuruyoruz.

Benim size önerebileceğim iki tane veri kurtarma yazılımı var. Bunlardan ilki ücretsiz olan Recuva. Diğeri de ücretli bir yazılım olan R-Studio. Bu iki yazılımla dosyalarınızı kurtarabilirsiniz. 

Bir kez daha uyarayım. Veri kaybı olan hard diskinizde ne kadar az işlem yaparsanız, kurtarma şansınız o kadar artar. Kullanacağınız programlarla dosyalarınız %100 kurtarılacak diye bir durum da söz konusu değil. İşiniz biraz da şansa ve size kalıyor. 
31 Mayıs 2012 Perşembe
Blog İsmi Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Blog İsmi Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler


Eğer kendi adınızı taşıyan bir blog açmayacaksanız, blog ismi bulmak gerçekten zor. Genelde yapılan hatalardan birisi rastgele oturup “Şu isim olur mu?. Bu isim olur mu?” gibilerinden deneme yaparak bulmaya çalışmak. Öyle olursa işiniz anca şansa kalır. Biz işimizi şansa bırakmayıp kendi blog ismimizi bulacağız.

Blog ismi bulmak için ilk önce blogunuzun içeriğine karar vermeniz gerekiyor. İçeriği belirledikten sonra o konuyla ilgili blogunuzda açacağınız kategorileri belirleyin. Bu sayede yapacağınız işleri de azaltmış olacaksınız. 

Kategorilerimiz de hazır olduğuna göre şimdi tek yapmanız gereken şey elinize bir kağıt ve kalem alıp, kategorilerimiz ile alakalı aklımıza gelen bütün kelimeleri kağıda yazıyoruz. Tıkandığınız noktada, içeriğinizle aynı konuya sahip blogları ziyaret edin. İnceleyin. Kağıda yazmadığınız kelimeler varsa ekleyin.

Buraya kadar söylediklerimi yaptıktan sonra asıl iş bundan sonra başlıyor. Kağıdınızdaki kelimelere bakarak blog ismi bulmaya çalışacaksınız. Bulacağınız isimler, olabildiğince kısa ve akılda kalıcı olmalı.

“Off, Bu kadar şeyle şimdi kim uğraşacak” dediğinizi duyar gibiyim. Blog isimleri gökten zembille kafanıza girmiyor. Beyin fırtınası yapmanız gerekiyor. Biraz saksıyı çalıştırın. :)

Not: Eğer yukarıdakileri yapmaya üşenirim diyorsanız, emin olun blog hevesiniz de kısa sürecektir. Benden söylemesi.
Facebook Artık Google Chrome'u Desteklemiyor Mu?

Facebook Artık Google Chrome'u Desteklemiyor Mu?


Az önce sosyalmedya.co sitesinde okuduğum kadarıyla Facebook'un artık Google Chrome'u desteklemediği ve Opera'ya olan yakınlığından bahsediliyor. Son zamanlarda Chrome'dan Facebook'a doğru düzgün bağlanamadığım ve aynı problemi başkaları da yaşadığı için haberin doğru olma ihtimali yüksek gibi görünüyor.


Yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi Chrome listeden çıkartılmış ve onun yerine Opera eklenmiş. Hemen yabancı siteleri araştırdım. Gördüğüm kadarıyla yazılara güncelleme şeklinde notlar düşülmüş. Bu notlarda “Facebook'un hala Chrome'u desteklediği fakat tavsiye ettiği tarayıcılar listesinden çıkardı”deniliyor.

Facebook'un Yardım Merkezi'ndeyse hala Google Chrome'un adı geçiyor.


Bu haberden anlaşılıyor ki Facebook ciddi ciddi Google'a rakip olacak gibi görünüyor. Tam Chrome dünyanın bir numaralı tarayıcısıkonumuna gelmişken Facebook'un böyle bir karar alması düşündürücü. Eğer Facebook, Chrome'u desteklemezse IE'nin en azından Türkiye'de kullanıcı sayısında tekrar bir artış yaşanacağını düşünüyorum. Bakalım bekleyip göreceğiz.
Yazılarınıza Daha Fazla Yorum Almak İçin 9 İpucu

Yazılarınıza Daha Fazla Yorum Almak İçin 9 İpucu

Birçoğumuz genelde yazılarımıza yeteri kadar ilginin olmadığından yakınıyoruzdur. Birebir bunu gündeme getirmesek de yazılarımız daha fazla yorum alsın isteriz. Blogunuz ne kadar yorum alırsa, bir o kadar aktif görünür. 

Aşağıda yazmış olduğum bu dokuz yöntemi uygulayarak blogunuza daha fazla yorum alabilirsiniz. Bu yazdığım yöntemlerin dışında ziyaret ettiğiniz blogları da takip ederek en çok hangi yazılara yorum aldıklarına bakın ve bir yere not edin. Bunu yaparak yazacağınız konular hakkında az çok fikir sahibi olursunuz. 

  1. Öğretici yazılar (dersler) hazırlayın.

    İngilizce'de “tutorial” dediğimiz dersler hazırlamanız, sizin insanlara ne kadar yardımcı olmaya çalıştığınızı gösterir. Bu da ziyaretçilerinizin oldukça hoşuna gider. Fakat burada unutulmaması gereken bir şey var. Yeterli bilginiz yoksa bu tarz dersleri hazırlamayla uğraşmayın. Bilgisi olmayıp da videolu ders hazırlayan kişiler gördüm. Bu onları oldukça amatör gösteriyor. Siz bu hatayı yapmayın. Bilginizin olmadığı bir konuda ahkam kesmeye kalkmayın. Hazırlayacağınız ders ile ilgili kapsamlı bir araştırma yaptıktan sonra dersinizi yayımlayın. Hazırladığınız dersler ne kadar profesyonel olursa o kadar fazla yorum alırsınız ve takip edilirsiniz.

  2. Kişisel deneyimlerinizden bahsedin.

    Kişisel deneyimleriniz, ziyaretçilerinizin ilgisini çekebilir. Herhangi bir konuda deneyimliyseniz bu deneyimi nasıl elde ettiğinizi yazabilirsiniz. Bu sayede ziyaretçileriniz, meraklarını gidermek veya akıllarına takılan soruları yazınızın altına yorum yazacaklar.

  3. Yarım kalmış yazılarınızı değerlendirin.

    Hiç yarım kalmış yazılarınız oldu mu? Yarım kalmış yazınızı blogunuzda yayımlayarak ziyaretçilerinizin, yazının devamını getirmesini isteyebilirsiniz.

  4. Eğlenceli ve komik yazılar yazın.

    Çevremize baktığımızda o kadar canımızı sıkan ve moralimizi bozan şey var ki. Her insanın muhakkak ki gülmeye ihtiyacı var. İnsanları güldürecek veya neşelendirecek yazılar yazarsanız, yazınıza yorum yazacaklardır. Fakat unutmayın. Yazacağınız yazı blogunuzun içeriğiyle alakalı olmalı.

  5. Röportaj yapın.

    İnternette çok fazla aktif olan ve kendi alanında popüler olmuş kişilerle iletişime geçin. Röportaj yapıp yapamayacağınızı sorun. Röportaj yapmadan önce o kişiyle biraz sohbet etmiş olmak, röportaj yapma ihtimalinizi arttırır.

  6. Kısa ve ilginç yazılar yazın.

    Kısa yazıların okunma oranı uzun yazılara göre daha fazladır. Ziyaretçileriniz etkileyecek bir konu bulun ve o konu hakkında kısa bir yazı yazın. Ayrıca yazdığınız bu kısa yazılar blogunuzun aktif kalmasına yardımcı olur. Bir konuyu detaylı olarak yazmaya vakit kalmadığında kısa yazılar imdadınıza yetişir.

  7. En son gelişmeleri takip edin.

    Blogunuzun içeriğiyle ilgili en son gelişmeleri takip edin ve bu gelişmeleri blogunuzda paylaşın. Yazılarınız ne kadar yeni ve güncel olursa, ziyaretçi trafiğiniz o kadar artar. Ziyaretçileriniz de bu tarz yazılarınıza yorum yazacaklardır.

  8. Duyurular yapın.

    Yarışmalar veya etkinliklerle ilgili duyuruları blogunuzda paylaşın. Duyurular genelde kısadır. Okuması kısa sürer ama okuyucuları heyecanlandırır. Dolayısıyla heyecanlandıklarında yorum yapacaklardır.

  9. Blogunuzdaki URL kısımlarını kapatmayın.

    Bazı bloglarda, yorum kısmındaki URL'yi kapatanları gördüm. Bunu yapmalarındaki amacın, backlink kasmaya çalışan kişileri durdurmak olduğunu düşünüyorum. Eğer binlerce kişinin takip ettiği bir blog değilseniz, bunu yaparak blogunuzun yorum sayısını azaltırsınız. Ben şahsen URL'yi kapatanların sitesine yorum yazmıyorum. Belki birisi benim yazdığım yorumu beğenecek ve beni takip etmek isteyecek. Peki bu kişi bana nasıl ulaşacak ?. Söylediğim gibi eğer internette çok popüler biri değilseniz URL kısmını kapatmayın derim.     
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Blog Yazarları Kodlama Bilmeli Mi?

Blog Yazarları Kodlama Bilmeli Mi?

Blog yazma, başlı başına zor bir iş. Hele ki bir de bunu yılmadan devam ettirebilmek gerçekten zor. Üç senedir blog sahibi biri olarak ben de her blog sahibinin yaşadığı sıkıntıları yaşadım. Bu sıkıntıların içerisinde konu bulamamak belki de en önemlilerinden birisi. Fakat yazacak konuyu bulsak bile iş sadece yazmayla da bitmiyor. Blog yazmaya yeni başlayacaksanız kullanacağınız sistemi (wordpress, blogger/blogspot veya diğerleri) bir şekilde kurar veya başkalarına kurdurtup blog dünyasına adımınızı atabilirsiniz.

Peki blog yazarları kodlama bilmeli mi?. Bu soruya iki cevabım var. Eğer nazınızın geçtiği, bıkmadan usanmadan her sorunuza yanıt verecek veya yardımınıza koşacak biri varsa kodlama bilmenize gerek yok. Sizin tek yapmanız gereken oturup yazınızı yazmak. Gerisini arkadaşınız halleder. Bayanlar zaten bu konuda daha şanslı. :)

Size yardım edecek bir arkadaşınız yoksa kodlama bilmek zorunda mısınız?. Evet. Kodlama dediysem de öyle kafanızda fazla büyütmeyin. HTML ve CSS bilmeniz, sorunlarınızı kendinizin çözmesi için yeterli. Bunları öğrenmek de fazla zamanınızı almaz. En fazla 2-3 gününüzü ayırarak, çok kolay bir şekilde öğrenebilirsiniz.

Tabii ki öğrenip öğrenmemek tercih meselesi. Ama insanın kendi işini kendi halletmesi kadar keyif verici bir şey yok.
29 Mayıs 2012 Salı
Microsoft Security Essentials Güvenilir Mi?

Microsoft Security Essentials Güvenilir Mi?

Bazı kişilerden hep şunu duyuyorum. Microsoft Security Essentials çok iyi bir program. Sistemi kasmıyor falan filan. Bunu neye dayanarak yaptıklarını anlamış değilim. Belirli bir kesim de virüsleri silmediğinden şikayet ediyor. Benim gözlediğim kadarıyla antivirüsleri test eden websitelerine de baktığımda MSE ya listede hiç yer almıyor ya da listenin hep sonlarına doğru yer alıyor.

Sanırım insanların bakış açısı şu şekilde. Bilgisayar kullanımına baktığımızda çoğu kişi Windows işletim sistemlerini kullanıyor. Bunu yapan da Microsoft. O halde yaptığı antivirüs programı da iyidir. Fakat en çok saldırıya maruz kalan da yine Windows işletim sistemi. Ben şahsen MSE'ye hiç güvenmiyorum. Yıllarca Windows ile ilgili “Microsoft, Windows'un içindeki kodlar sayesinde bizim neler yaptığımızı biliyor. Korsan kullananları da biliyor ama sesini çıkarmıyor.” gibi söylentileri eminim bir çoğunuz duymuştur.

Windows kullanırken nedense rahat bir şekilde kullanamıyorum. Özellikle son 3 senedir GNU/Linux dağıtımlarını kullandığımdan beri bu rahatsızlık daha da arttı. Windows'tayken hep aman şuna dikkat edelim, aman antivirüs kullanalım vs gibi sürekli bir paranoya içine giriyor insan. Windows'ta başıma gelen ilginç olaylardan birini Windows'ta Sizin Başınıza Böyle Bir Şey Geldi Mi? isimli yazımda anlatmıştım.

Windows'a bile tam anlamıyla güvenemiyorken, onun yaptığı antivirüse nasıl güvenelim ki?. Microsoft, kendi işletim sistemini virüslerden koruması için antivirüs programı geliştiriyor ve bu programı kullanarak Windows'u daha güvenli hale getirin diyor. Bu açıdan baktığımda benim anladığım şey şu. “Benim yaptığım işletim sistemi o kadar da güvenli değil. Bir de antivirüs programı yaptım. Onu da kullanarak sisteminizi daha güvenli hale getirin.”. Ha! Nasıl yani?!


Antivirüs sektöründe kendini kanıtlamış, kaliteli firmalar varken, neden yeni çıkmış bir antivirüs programını kullanalım?. Google'ın yaptığı şeyleri görünce “Google yaptı mı yapıyor, abi” diyorum. Nedense Microsoft için bunu söyleyemiyorum.

Bence ileride MSE'yi Windows'ta kurulum ile birlikte hazır olacak gelecek şekilde ayarlayabilir. Bunun için de kullanıcı sayısının artmasını bekliyor da olabilir. Diğer web tarayıcıları tarafından IE konusunda haksız rekabet yarattığı için dava edildiği gibi diğer antivirüs firmalarının dava edeceğinden çekiniyor da olabilir. ım IE'de yaptığı gibi MSE'yi Windows kurulumuyla gelecek şekilde ayarlamazlar.

Bu yazı benim kişisel düşüncelerimi içermektedir. Microsoft ile ilgili herhangi bir alıp veremediğim filan yoktur. Kendi bilgisayarımda da lisanslı Windows 7 + Linux Mint kuruludur. Sadece ne düşünüyorsam onu yazdım. O yüzden siz yine de kurup kendiniz deneyin, test edin ve görün. Ona göre kararınızı verin.
Quick Message
Press Esc to close
Copyright © 2013 Bursa Güncel Haber Merkezi All Right Reserved